İnsan olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnsan olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2011 Pazar

Büyük insanlık ve ahlaksız çöpçü gençler...

Geçtiğimiz hafta iş gereği bir toplantı için Frankfurt'a gittim. Toplantı tahminimizden erken bittiği için, hep birlikte hepimizin tanıdığı Main nehri kenarındaki bir lokantada öğlen yemeği yemeye karar verdik. Hava güzel olduğundan lokantanın nehir tarafına bakan bahçesine oturduk. Bu lokantanın bahçesi ile nehir arasında küçük bir park var. Insanların bazılarının ellerinde kitaplar, gazeteler, banklara oturmuşlar okumaktalar. Bazı gençlerde parkın çimlerine serilmiş yatmaktalar.

Huzurlu bir yer.

Birdenbire parkın bir ucuna bir çöp arabası yaklaştı. Belli ki arabayı kullanan lüzumundan fazla gaz vererek gürültü yapmak amacında. Bir kaç metre sonra çöp arabası motoru susturup park ediyor, kapıları açılıyor. Fosforlu elbiseleri ile iki çöpçü iniyorlar. İkiside genç, bir tanesinin tipinden ve almanca konuşuşundan türk olduğunu tahmin ediyorum, diğerinin alman olduğu kesin. Birbirleri ile bağıra bağıra, belden aşşağı ve küfürlü bir şekilde konuşuyorlar. Etraftaki insanlar şimdi rahatsız. Benim iş arkadaşlarından biri ''işte bu kendini bilmez takımı eksikti, onlarda geldiler,'' dedi.

İki çöpçü, etraflarını rahatsız etmekten büyük bir zevk alarak boş bankların birine oturdular. Sanki sağırmışlar gibi birbirlerinle konuşuyorlar. Yakınlarında oturan yaşlıca bir adam bunlara duyamadığım bir şeyler söyledi. Çöpçülerden biri, en azından 100 metrelik bir alanda duyulabilecek kadar ''İşimize karışacağına, sen evine gitte, karınla ............ yapmaya çalış, moruk'' diye cevap verdi.

O arada ısmarladığımız yemekleri getiren garson, bir iki dakikakaya kadar bu herifler susmazsa polisi çağıracağını söyledi.

Göz ucuyla izlediğim çöpçüler ceketlerinin ceplerinden birer şişe cola ve sandviçler çıkardılar. Ama şimdi nedense alçak sesle birbirleri ile konuşuyorlar. Alman olanı birden ayağa kalktı. Elinde cola şişesi ve sandviçi ile parkın şimdiye kadar gözüme çarpmayan bir köşesine doğru yürüdü ve bir bankın önünde durdu. Bu bankta hayatını sokakta geçiren berduş biri oturuyor. Saçı sakalı birbirine karışmış, sağında solunda birer plastik poşet, üstü başı paramparça, kirden yüzü kararmış.

Çöpçü berduşun yanına oturdu ve bir şeyler söylüyor. Berduş bir süre dinledikten sonra evet anlamında başını salladı. Çöpçü bunu üzerine cebinden çıkardığı çakı ile cola şişesini açtı, berduşun eline tutuşturdu. Berduşta sanki üç gündür hiç bir şey içmemiş gibi, içmeye başladı. Çöpçü bu arada paketini açtığı sandviçide berduşa verdi. Aç bir acale ile yemeğe başladı. Çöpçü elini berduşun omuzuna koydu, bir şeyler söyledi ve kalktı. Berduş arkasından ''Sağolasın dostum, cennete gideksin'' diye bağırdı. Çöpçü genç ''cennete gerek yok, arkadaş'', yakında çimlere yatmış kitap okuyan genç kızı kasdederek, sol elinin avcunu yumruk yaptığı sağ eline bir kaç kez vurarak ''bu akşam şununla şöyle bir şey yapsam yeter'' diye cevap verdi ve güldü. Arkasını dönen kız ''ahlaksız herif, defol buradan'' dıye seslendi.

Çöpçü, türk olduğunu tahmin ettiğim arkadaşının yanına tekrar oturduğunda, çimlerin üzerinde yatan kıza bakarak kendi aralarında aynı el haraketini tekrarlayarak bir şeyler söyleyip güldüler. Türk kendi kola şişesini arkadaşına verdi, sandviçini ikiye böldü, yarısınıda ona verdi. Aynı cola şişesinden içerek, birbirleriyle şakalaşarak yarımşar sandviçlerini yediler.

Biz terbiyeli insanlar acaba bu iki çöpçü genç gelmese bu berduşu görebilirmiydik? Görsekte aynı bu gencin yaptığını yapabilirmiydik? Tahmin etmiyorum.

Hayat böyle işte. Büyük insanlık bazen karşımıza ahlaksız çöpçü gençler olarak çıkıyor.

16 Nisan 2011 Cumartesi

Neden idam cezasına karşıyım?

Geçenler gördüm, Facebook’ta bazı dostlar çocuklara tecavüz edenlere idam cezası için imza topluyorlar. Gayet tabii ki, çocuk yetiştirmiş her anne baba gibi anlıyorum neden bu adi suça böyle bir cezanın uygun görülmesini. Bir sürü suçlar vardır ki, hissi olarak yaklaştığımızda ''bunun cezası idamdır'' diye bizleri isyan ettirir.


Bu bende de böyle ama yine de idam cezasına karşıyım.

Neden 1
Ceza hep suçtan sonra geldiğinden, bu suçtan dolayı hayatını kaybedene, tacavüze uğrayana bir faydası yoktur. Sadece toplumsal anlamda bir intikam almaktan öteye gitmez. Birde zarar gören insanların gereksinimi olan toplumsal dayanışmayı körleştirir. Toplum, zarara uğrayan insanlara karşı; ''sana olan görevimizi bu tecavüzcüyü asmakla yerine getirdik'' tavrına takılır.
Neden 2
İdam cezası sadece devlet tarafından uygulanabileceği için, devleti elinde tutan siyasi güçler bu silahı, siyasi amaçla kullanmayada başlar. Bu idam cezasının var olduğu her ülkede (Amerika dahil olmak üzere) bu böyledir. Bunun böyle olduğunu kendi tarihimizden de biliyoruz.
 Neden 3
Eğer toplumlar, can alma yetkisini kendinde görüyorsa, ''büyük suç'' sonucunda ceza olarak insan öldürmeyi normalleştirirler. Öldürme ile cezalandırmayı eş anlama getirir. Sizlerinde bildiği gibi, neyin ne kadar büyük suç olduğu kişilerin dünya görüşüne göre değişir. Karısının kendisini aldattığını (haklı yada haksız olarak) ve bunun cezasının ölüm olduğunu düşenen kişi elini kana buladığında ne cevap vereceğiz? Ağır suça ölüm cezası ...

Neden 4
Bu gün bizler, haklı olarak çocuklara tecavüzü ağır bir suç olarak görüyoruz. Ama yarın başka dünya görüşü olan insanlar, içki içmeyi, kısa etek giymeyi, evlilik dışı bir ilişkiyi ağır bir suç olarak kavrayabilirler.

Neden 5
Gerçerktende çocuklara olan tecavüzler, diğer tecavüzlerden daha da ağır bir suçtur. Bu düşüncenin altında çocuğun kendini koruma, akılcı haraket etme ve özgür iradesini kullanma imkanlarının yaşı itabari ile kısıtlı olduğu yatar. Peki o zaman çocuk yaşta evlendirilen insanlar konusunda ne diyelim. O kız çocuğu ne kendisi karar verebilir, nede kendini koruyabilir, nede özgür iradesini kullanabilir. Bu resmileştirilmiş tecavüzden başka bir şey değildir. Asalım mı bunu yapanları, yaptıranları?  

 Neden 6
Bazı arkadaşlar belkide ölüm cezasının var olmasının bir çok cinayet, tecavüz gibi ağır suçların işlenmesini önleyebileceğini düşünüyorlardır. Yani bazı katil veya tecavüzcü eğilimleri olan insanlar bu idam cezasından korkacaklarını umuyorlar. Kesinlikle doğru değil. İdam cezası olan Amerika birleşik devletlerındeki ağır suç işleme yoğunluğu, idam cezası olmayan Avrupa birliğindekinden en az iki misli. Bu konudaki istatislikleri internette okuyabilirsiniz.

Buna benzer daha bir sürü nedenleri sırayabilirim. Ama gerek yok sanırsam.

Düşüncelerimi tekrar özetliyeyim;
Can almanın bir toplumda ceza ile aynı düzeye getirilmesi o topluma, onun fertlerine zarar verir. İnsancıl, yaşanılası bir toplum olmasını engeller.

Bence bazı dostların burada bu imza kampanyasını başlatmalarının duygusal ama yanlış bir girişim olduğunu, ama bu yakınlarda Türkiyedeki bazı siyasi çevrelerin idam cezasını tekrar gündeme getirilmesi ile ilgili olmadığını düşünüyorum.

Türkiye cumhuriyeti yasaları, katillerle, tacavüzcülerle başa çıkabilecek yapıdadır. Gayet tabii ki uygulanmasında her ülkede olduğu gibi (bazen biraz fazla) sorunlar olmakta. Çağdaş yasaların uygulanmasını istemek muhakak her vatandaşın görevidir.

Aslında üzerine düşünmemiz gerekli olan tecavüze uğrayan çocuklarımıza, onların çevresine nasıl yardım edebiliriz?

Çocuklarımızı daha iyi koruyabilmek için, bu konuda okullarımızda bilgilendirme, eğitme yöntemlerimiz var mı?

Başka ülkelerin bu konulardaki deneyimlerinde ne kadar faydalanıyoruz?

Tacavüze uğrayan kadınlarımızın bazı çevrelerde ''kirlenmiş kişi'' olarak değerlendirilmesini nasıl önleyebiliriz?

Maddi ve manevi katkımız nedir?

Ülkede kaç tane bu konuda uzmanlanmış, psikolojik destek verebilecek hastahanelerimiz var?

Bu çocuklarımızın gelecekleri için neler yapıyoruz?

Neden bu istemlere yönelik bir imza kampanyamız yok?

Bence oturup bir düşünelim ....